Mercek Altında

Güvenliği Sağlamaktan İstikrarı Desteklemeye HTŞ’nin Politikaları

Güvenliği Sağlamaktan İstikrarı Desteklemeye HTŞ’nin Politikaları


İdlib'deki Kurtuluş Hükumeti, 7 Ocak 2022'de Halep-Babü’l-Hava uluslararası yolunu rehabilite etti. Bu kapsamda Cilvegözü sınır kapısından Suriye tarafındaki kapıya kadar yeni bir yol inşa etmenin yanı sıra toplamda 12 km'lik yolu genişletme ve tamir çalışmaları gerçekleştirildi.


Yolun açılışını HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Colani yaptı. Colani, açılışta yaptığı konuşmada projeyi, bölgenin ilerlemesi ve kalkınması için 3 sene önce başlatılan kapsamlı bir plan dahilinde atılmış bir adım olarak niteledi.


Yolun açılması HTŞ ve Kurtuluş Hükumeti’nin kalkınma ve istikrar çerçevesinde attığı adımlar doğrultusunda gerçekleşti. Bu çerçevede Aralık 2021'de Babü’l-Hava’da sanayi şehri projesinin uygulanmasına başlandığı ve İdlib ile Halep’in kuzeyindeki Geçici Hükümete bağlı bölgeler arasındaki El-Gazaviye sınır kapısını rehabilite etme projesinin hazırlandığı açıklandı. Bu adımlarla eş zamanlı olarak yeni bir Kalkınma ve İnsani İşler Bakanı atandı. Ayrıca Suriye rejimi ile temas hatları arasında ticari sınır kapılarının açılabileceği belirtildi.


Colani, Mayıs 2021'in ortalarında, bir grup aşiret şeyhiyle yaptığı görüşmede muhalefet bölgelerinde güvenliği sağladıktan sonra buralarda kurumlar inşa etmeye odaklanacakları yeni bir aşamadan bahsetti.


Colani ayrıca, halka açık veya kapalı konuşmalarında saldırı ve özgürleştirme kavramları yerine savunma ve caydırıcılık kavramlarını kullanmaya başladı. Bu açıklamalar, yerel halka ve tüccarlara, HTŞ’nin istikrarı destekleme önceliği hakkında güven verici mesajlar gibi görünüyor.


Dolayısıyla HTŞ’nin politikalarında güvenliği sağlama önceliğinden istikrarı desteklemeye doğru bir kayma olduğuna dair elimizde bazı işaretler var. 2021’nin başlarında Hürrasüddin örgütünün dağıtılmasından sonra 2021 Ekim ayı sonlarında da Cündullah ve Cünûdü’ş-Şam örgütlerinin dağıtılmasının, bölgede güvenliğin tamamen sağlandığına vurgu yaptığını söylemek mümkün.


Görünüşe göre HTŞ, erken toparlanma yoluyla istikrar durumunu desteklemeye odaklanan Suriye’ye yönelik uluslararası politikalardaki dönüşüme uyum sağlamaya hazırlanıyor. Uluslararası politikalardaki bu dönüşüm, ateşkesin devam etmesi, azalmış olan gerilimi tamamen dondurma fırsatı, Sezar yaptırımlarında insani istisnaların genişletilmesi ve yardım akış mekanizmasının sınırları ve temas hatlarını içerecek şekilde genişletilmesinden sonra gerçekleşti.


HTŞ, bu dönüşüm yoluyla kendisini Suriye'nin kuzeybatısında istikrar ve kalkınmayı destekleme sürecinde önemli bir rol oynayabilecek yerel bir aktör olarak sunmaya çalışıyor. Ayrıca HTŞ, uluslararası desteğin insani bağlamda olsa bile kalkınma projelerine odaklanması durumunda, yatırım fonları akışından büyük kazançlar elde edecektir.


Bununla birlikte, Rusya, Türkiye ve ABD ile müzakere umutlarının tıkanması durumunda, özellikle de rejim bölgelerine kıyasla muhalefet bölgelerinde büyük bir kalkınma ve yaşam standardı farkı olursa ekonomik ve kalkınma tesislerini hedef alma fırsatını kaçırmayacaktır. Bu durumda HTŞ, büyük zararlarla karşılaşabilir.


Askeri tehdit tehlikesi devam etse de genel olarak İdlib'de kalkınma ve istikrarı destekleyecek proje ve adımların açıklanmaya devam etmesi bekleniyor. Ancak Kurtuluş Hükumetinin arka planda kalması ve kurumsallığın olmaması, HTŞ içindeki rakip taraflar arasında bir çıkar çatışmasına neden olabilir. HTŞ’nin terör örgütleri listelerinden çıkarılmayacağına yönelik kanaatin olduğu bir ortamda bu durum, özel sektörün istikrarı destekleme çabalarına güvenmeme ihtimalini artırmaktadır.