Mercek Altında

Türkiye’nin Rejim ve SDG arasındaki ortak askeri bölgelere yönelik düzenlediği hava saldırılarıyla verdiği mesajlar

Türkiye’nin Rejim ve SDG arasındaki ortak askeri bölgelere yönelik düzenlediği hava saldırılarıyla verdiği mesajlar

 


Ağustos ayının başından bu yana, Fırat’ın doğusu ve batısında Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelere yönelik Türkiye tarafından benzeri görülmemiş saldırılara şahit oldu. Türk SİHA ve topçuları SDG, PKK ve Suriye rejimini hedef aldı.
Son dönemde yaşanan gerilimin daha çok SDG ile rejim güçleri arasındaki Amuda ve Tel Rıfat’taki ortak askeri noktalara ve rejim güçlerinin Suriye-Türkiye sınırı yakınlarındaki münferit toplanma noktalarına, özellikle de Soçi Muhtırası’na (2019) göre Fırat’ın doğusunda konuşlandığı bölgelere odaklandığı belirtildi.
16 Ağustos’ta Türk savaş uçakları Ayn el-Arab’ın batısındaki Çarıklı tepesinde rejim güçlerinin en büyük toplanma noktalarını çok güçlü bir şekilde bombaladı. Saldırıda 16 rejim unsuru öldürüldü. Ancak rejim sadece 3 kişinin öldüğünü açıkladı. Rejim 19 Ağustos’ta bu saldırıya karşılık vererek Halep’in doğusundaki El-Bab kentini hedef aldı. Saldırıda 60’tan fazla sivil öldü ve yaralandı.
Görünen o ki, Türkiye SDG’nin kontrolündeki bölgelerde konuşlandırılan rejim güçlerinin mevzilerine yönelik bazı mesajlar vermek istiyor. Bu durum, Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun daha önce açıkladığı iki taraf arasında sürmekte olan görüşmelerle eşzamanlı olarak gerçekleşti. Bu mesajlar şunlar:


• Soçi Muhtırası’nın (2019) rejim güçleri ile SDG arasındaki ortak askeri noktaların rolüne ilişkin bazı hükümlerinin uygulanmasına yönelik mevcut mekanizma reddediliyor. Çünkü bu noktalar Türkiye toprakları içinde ve dışındaki Türk askeri ve sivil hedeflerini vurmak için birkaç kez kullanıldı. Ayrıca bu mekanizma Türkiye’yi Halep’in kuzeyindeki bölgelerden çıkarmak amacıyla Mayıs ayı sonunda Tel Rıfat bölgesinde kurulan “Kuzeyin Yıldırımı” operasyon odası gibi iki taraf arasında ortak koordinasyonun geliştirilmesine katkıda bulunabilir.


• Türkiye, PKK ve onun Suriye kolu olan SDG unsurlarının sınır bölgesinden 30 km güneye çekilmesini sağlaması beklenen ve Rusya tarafından yürütülen mevcut arabuluculuğu kabul etmediğini sahadaki operasyonlar ile göstermek istiyor.


• Türkiye Suriye’nin kuzeyinden güvenli bir bölge kurulmasını garanti altına almadan buradan ayrılmak ve terörle mücadelede kendisinin olmadığı herhangi bir rolü kabul etmek istemiyor. Türkiye buna göre rejimle iş birliğinin niteliğine ilişkin temel sınır ve koşulları saha operasyonları ile gösteriyor.


• Türkiye, rejime yönelik herhangi bir siyasi açılımın, Suriye’deki stratejik hedeflerinden hiçbir şekilde taviz vereceği anlamına gelmediğini göstermek istiyor.


Genel olarak Türkiye’nin rejim güçlerine karşı gerginliği tırmandırma mesajları, iki taraf arasında Rusya ve İran’ın arabuluculuğunda devam eden müzakerelerin sona erdiği anlamına gelmiyor. Ancak bölgede PKK’ya destek verilmesi halinde rejim güçlerinin mevzilerine yönelik operasyonlara devam etmesi durumunda müzakerelerde ilerlemenin önüne geçebilir.