Mercek Altında

Suriye Rejimi’ne yönelik tökezleyen ekonomik açılım: Güvenlik kaygıları mı yoksa ekonomik açıdan faydasızlık mı?

Suriye Rejimi’ne yönelik tökezleyen ekonomik açılım: Güvenlik kaygıları mı yoksa ekonomik açıdan faydasızlık mı?



8 Şubat'ta Irak Ekonomi Bakanı, Suriye Rejimi’ndeki mevkidaşı ile başkent Bağdat'ta düzenlenen 36. Yakın Doğu Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) konferansında bir araya geldi. Görüşmede Irak'a ihraç edilen Suriye mallarının sınırdan geçişlerinin devam ettiği belirtildi.


Görünüşe göre Suriye Rejimi, 2021'de gerçekleşen ekonomik açılıma rağmen rejim Arap ülkelerine yaptığı ihracatın hacmini artırabilmiş değil. 2020 ile 2021 yıllarındaki ihracat rakamları ticari ilişkilerde herhangi bir gelişme veya yükselme olduğunu göstermiyor.


Örneğin Rejimin 2020'de Ürdün ile yaptığı ticaret hacmi, 30 milyon dolar iken 2021'de sağlanan bütün kolaylıklara rağmen 133 milyon dolara yükseldi. Ticaret hacmi bir yıl içinde dört kattan fazla artmasına rağmen çok düşük sınırlarda kaldı.


Irak ile ticaret hacmi 2020'de yaklaşık 11 milyon dolar iken 2021'de yaklaşık 45 milyon dolara yükseldi. Rejim ile en iyi ticari ilişkilere sahip Lübnan ile ticaret hacmi 2020'de 100 milyon dolar tuttu. 2021'de ise 230 milyonu aştı.


Bu rakamlar Rejim ile kendisine komşu ülkeler arasındaki ticaret hacminde gözle görülür bir artışa işaret ediyor; ancak bu yükseliş kesinlikle ciddiye alınacak bir değerde değil. Çünkü geçmişte Suriye'nin Arap ülkeleriyle ticaret hacmi 7 milyar dolara yakındı. Şu an ise 500 milyon doların altında. Rejim ile sınırdaş olan ülkeler arasındaki ekonomik ilişkilerin gelişmesini engelleyen sebeplerin başında da güvenlik ve üretim konuları geliyor. Bunları maddeler halinde şu şekilde sıralayabiliriz:


• Ürdün, Suriye ile Cabir-Nasib sınır kapısından yapılan uyuşturucu sevkiyatlarını sürekli ve tekrar tekrar kontrol ediyor. Bu da denetimleri uzatıyor ve günlük giriş yapan araç sayısını azaltıyor.


• Irak, Suriye'den kendi topraklarına uyuşturucu ve aşırılık yanlısı unsurların girmesinden korkuyor. Irak, Başbakan Mustafa el-Kazımi’nin göreve gelişi sırasında ortaya koyduğu politika önceliklerine göre resmi olmayan geçişleri kontrol etmek için çeşitli yollar arıyor. Ayrıca Elbukamal sınır kapısında yürürlükte olan nakliye ve giriş sistemi de uzun zaman ve emek istiyor. Bu sistemde Suriye'den gelen araçlar tamamen boşaltılıyor ve bu mallar Irak’tan gelen araçlara yükleniyor.


• Lübnan'ın Suriye'den ithal edilen mallara karşı güvenlik çekincesi yok. Hizbullah Lübnan-Suriye sınırını kontrol ettiği için bu sınır diğer sınırlardan daha aktif ve mallar çok rahat girip çıkıyor. Ancak Suriye'deki ekonomik gerçeklik çok düşük sınırlarda olan üretimin artmasına izin vermiyor.


• Suriye'ye giren ve çıkan malların fiyatları düşük. Irak, Ürdün ve bazı Körfez ülkeleri Suriye'den tarım malzemeleri, deterjan ve geri dönüşümden elde edilmiş malları ithal ediyor. Suriye ise işlenmiş gıda maddeleri, iplik, metaller, tıbbi cihazlar, güneş enerjisi cihazları, piller, jeneratörler ve elektrikli cihazlar ithal ediyor.


• Suriyeli tüccarların 2021'de Ürdün'deki Akabe limanını kullanmasından dolayı yüksek nakliye maliyeti oluştu. Bu da siparişleri teslim ettikten sonra yüksüz, dolayısıyla herhangi bir şey kazanamadan dönmek zorunda kalan sürücülerin nakliye maliyetini daha da yükseltiyor.


Buna göre Rejim’in, ihraç edecek çok fazla malının veya mal alacak parasının olmadığını söyleyebiliriz. Bu da ekonomik açılımı, güvenlik maliyeti dışında ekonomik olarak faydasız hale getirmektedir. Uyuşturucu, tarihi eser, silah ve insan kaçakçılığı istikrarın bozulmasına neden olabilir. Bu nedenle, ticaret hacminde ilerleme sağlamanın gerekliliği konusunda yapılan konuşmalar, ekonomik değil siyasi kazanımlar elde etme çabası güdüyor.