Mercek Altında

Astana Süreci Garantör Devletlerinin Başkanları Zirvesinde Suriye Gündemi

Astana Süreci Garantör Devletlerinin Başkanları Zirvesinde Suriye Gündemi
 

 

Astana formatındaki üçlü zirvenin sekizincisi, 19 Temmuz 2022 Salı günü Tahran’da garantör devletler olan Türkiye, Rusya ve İran’ın devlet başkanları düzeyinde gerçekleştirildi. Kapalı devre telekonferans yöntemiyle gerçekleşen yedinci tur toplantısının üzerinden iki yıldan fazla bir süre geçti.


Rejim ve muhalefet arasındaki tıkanan görüşmeler ve ülkenin kuzeyindeki gerilimi azaltma taahhütlerine bağlılığın azaldığı bir dönemde zirvede Suriye’deki ateşkes ve anayasa komisyonu çerçevesinde siyasi süreç olmak üzere birçok konu ele alındı.


Zirvenin toplanması Suriye’de ortak siyasi ve askeri harekata devam etme arzusunu yansıtsa da garantörler arasındaki güvenin önemli ölçüde azaldığına işaret ediyor. Bu azalma ise Soçi (2019) ve Moskova (2020) mutabakatları ile anayasa reformu sürecinin yavaş ilerlemesi ve sonuç vermemesinden ilerlemesinden kaynaklanıyor.


Garantör ülkeler, siyasi ve askeri çıkarları açısından devlet başkanları zirvesinden ayrı ayrı kazanımlar elde etmek istiyor. İran, Adana Anlaşması’na yeni bir madde ekleyerek değiştirilmiş versiyonu gereğince Türkiye’nin rejimle yeniden çalışmasını sağlayacak şekilde iki taraf arasında arabulucukta atılım yapmaya çalışıyor gibi görünüyor. Bu madde PKK terörü, mülteciler ve Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyindeki askeri varlığı gibi konuları çözecek güvenlik bölgesi (güvenli bölge değil) kurmaya işaret ediyor.

 

İran Dışişleri Bakanı da Temmuz 2022’nin başlarında Şam’ı ziyaret etti ve ülkesinin Türkiye ile Suriye rejimi arasındaki arabuluculuk çabalarından bahsetti. Bakan, Türkiye ziyareti sırasında Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisine aktardığı güvenlik endişelerini Beşar Esed’e iletti.


Rusya ve İran, Türkiye’yi Suriye’de yeni bir askeri operasyon yapmaktan vazgeçirebilirse bu durum rejim güçlerinin Halep’e bağlı Tel Rıfat, Menbiç ve Aynel-Arab bölgelerindeki askeri etkisini Suriye Demokratik Güçleri (SDG) pahasına genişletmesi anlamına geliyor.


Ancak diplomatik çabaların başarısız olması durumunda bu durum Suriye rejimi ve müttefiklerinin, özellikle de İran’ın, muhtemel askeri operasyonun yapılacağı Halep bölgesindeki nüfuzu için tehdit oluşturacaktır.


Rusya açısından üçlü zirve Ukrayna savaşıyla meşgul olmasına rağmen Suriye dosyasının dış siyaseti için önemli olduğunu vurgulaması yönünden önem taşıyor. Genel olarak da ikili mutabakatların uygulanmasının önemine vurgu yapacaktır. Ayrıca Türkiye’nin güvenlik kaygılarına cevap vermek için İran’ın Türkiye ile rejim arasındaki arabuluculuk çabalarına destek vermekten çekinmeyecektir. Buna ek olarak anayasa görüşmelerini Cenevre’den başka bir yere almayı ve sınırlar üzerinden insani yardım mekanizmasının geleceğini gündeme getirecektir.


Aslında Rusya ve İran’ın politikaları, Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde askeri bir operasyon düzenlemeye onay alması ihtimalini düşürüyor ve sınırlı seçeneklerle karşı karşıya kalmasına sebep oluyor. Bu seçeneklerin başında ortak mutabakatları uygulama ve takip etme mekanizmalarını genişletmeyi kabul etme ve PKK’nın sınırdan 30 km derinliğe çekilmesini sağlayacak operasyon hakkını mahfuz tutmak geliyor. İkinci bir seçenek güvenli bölgeyi veya değiştirilmiş herhangi bir biçimini kabul etmektir. Başka bir seçenek ise Türkiye’nin askeri güçlerini ileri sürmeden muhalif grupların SDG ve rejim bölgelerine saldırılar düzenlemesine imkân verecek şekilde gerginliği azaltmaya olan bağlılığını azaltmasıdır.