Mercek Altında

Suriye’nin kuzeybatısında Muhalefet bölgelerinde gerginliğin yeniden başlaması ne anlama geliyor?

Suriye’nin kuzeybatısında Muhalefet bölgelerinde gerginliğin yeniden başlaması ne anlama geliyor?


Rus savaş uçakları, 23-25 Nisan 2022 tarihlerinde İdlib’in güneyindeki Cebel Zaviye (Zaviye dağı), Afrin, Halep’in batı ve kuzeyindeki Daret İzze bölgelerine 12 hava saldırısı düzenledi. Ayrıca bölgede havadan ateşlenen füzeler kullanıldı.
 
Son gerginlikte Halep’in kuzeyindeki Daret İzze’de Türkiye’nin askeri üslerinin bulunduğu bölgeler hedef alındı ve bu üsler üzerinde uçuşlar gerçekleştirildi. 
 
23 Nisan 2022’de Türkiye’ye ait zırhlı bir araç saldırıya uğradı. Saldırıyı 2018’de kurulan ve PKK’ya doğrudan bağlı Afrin’i Kurtarma Güçleri üstlendi. Saldırı, Suriye Rejimi ve Rusya’nın nüfuzu altındaki bölgelerden gerçekleşti. Bu da Rusya’nın, SDG ve PKK’nın Türk kuvvetlerine yönelik saldırılarına engel olmayla ilgili yükümlülüklerini azalttığı anlamına geliyor. 
 
Gerginliğin zamanlaması ve Suriye’nin kuzeybatısına yöneltilmesi şekline bakıldığında Rusya’nın bazı sebepleri olduğunu söylemek mümkün. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz:
• Rusya, öncelikli olarak Ukrayna'daki çatışmayla meşgul olsa da Suriye'de hâlâ ana aktör olduğunu vurgulamak istiyor. Ayrıca Türkiye'nin, Suriye'nin kuzeyinde PKK ve SDG’ye bağlı askeri meclis kadrolarına yönelik yoğun hava operasyonlarını memnuniyetle karşılamıyor gibi görünüyor. Bu operasyonlar, genelde Rusya’ya haber verme ve uyarı, yani asgari koordinasyon ile yürütülüyor. Ankara ise bazı güvenlik hedefine ulaşmak için mevcut siyasi koşullardan yararlanmaya çalışıyor.
 
• Rusya, SDG'nin kendisine olan güvenini kaybetmemeye ve Türkiye'nin ona karşı yeni askeri operasyonlar yürütmesini engelleyecek garantiler verme yeteneğini göstermek istiyor. SDG’nin Nisan ayının ortasında Haseke kırsalındaki Kamışlo güvenlik meydanını kuşatması, Rusya'nın Türkiye'nin gerginliği tırmandırmasına yönelik tutumundan duyduğu memnuniyetsizliğin bir ifadesi olabilir.
 
• Rusya, 2022 yılının Nisan ayı başlarında başlayan Türkiye ve ABD arasındaki strateji mekanizması, askeri, güvenlik ve ekonomik görüşmelerin gidişatını etkilemeye çalışıyor. Bu görüşmelerin son turu 23 Nisan'da başkent Ankara’da gerçekleşmişti.
 
Büyük ihtimalle Rusya, Ankara'nın Moskova aleyhine ABD ile koordinasyon ve işbirliğini geliştirmeyi istemesi halinde onun ulusal güvenliğini tehdit edebileceğini göstererek siyasi kararlarını etkilemek amacıyla Türk kuvvetlerinin konuşlandığı İdlib’te askeri baskı yöntemini kullanmaya çalışıyor.
 
• Rusya, Türk hükumetinin Suriyeli mültecileri “güvenli bölgelere” geri gönderme planı olduğu açıklamasından memnun değil ve bunu reddediyor. Rusya’ya göre Türkiye, HTŞ'nin İdlib'i kontrol etmesi ve uluslararası yolların işletilmesi gibi iki taraf arasında halen askıda olan tartışmalı konularda tek taraflı ve onunla koordinasyon ve mutabakat sağlamadan hareket ediyor. Ayrıca Moskova, Türkiye’nin eski ve sürekli olarak tekrar ettiği bir talebi olan kuzey Suriye'de güvenli bölge ilan edilmesine yol açacak bir "Türk-Amerikan" mutabakatından korkuyor olabilir.
 
Genel olarak son dönemde yaşanan askeri gerilim, uluslararası aktörlerin bölgedeki mutabakatları baltalama eğiliminden çok bir baskı aracını ifade ediyor. Çünkü Rusya, Suriye dosyasında hala etkili bir güce sahip. Ancak Ankara'nın Ukrayna dosyasında batı eksenine daha çok yakınlaşmasına sebep olacak şekilde Türkiye ile olan mutabakatları bozmanın ne gibi yansımalarının da farkında. Türkiye ise Rus uçaklarının Türk hava sahasından Suriye'ye geçiş iznini yenilemeyeceğini açıklayarak, gerginliği tırmandırmaya doğrudan yanıt vermiş gibi görünüyor.