İki Başkanlık Kararnamesi Arasında Suriyeli Kürtler
Oca 26, 2026 33

İki Başkanlık Kararnamesi Arasında Suriyeli Kürtler

Font Size

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, 16 Ocak 2026 tarihinde Suriyeli Kürt vatandaşların haklarına ilişkin 13 sayılı kararnameyi yayınlamıştır. Bu kararname, eski Cumhurbaşkanı Beşşar Esad'ın 11 Nisan 2011 tarihinde yayınladığı 39 sayılı kararnameden tamamen farklıdır. Bu fark, iki kararnamenin yayınlanmasının ardındaki gerekçeler ile yeni kararnamede yer alan hakların kapsamı ve anlamında kendini göstermektedir.

Sebepleri açısından değerlendirmek gerekirse Esad, yaklaşık bir ay öncesinde 15 Mart 2011'de kendisine karşı patlak veren devrime Kürtlerin katılmasını engellemek amacıyla bu kararnameyi çıkarmıştır. Bu kararname, rejimin devrimi Sünni Arap çoğunluğun Hristiyanlar, Dürziler, Aleviler, Kürtler ve toplumun diğer unsurları dahil olmak üzere diğer dini, mezhepsel ve etnik gruplara yönelik bir tehdit olarak gösterme ve bu grupları Suriye halkının tüm bileşenlerinin ulusal taleplerini dile getiren bu devrimden ayırma ve izole etme planının bir parçasıydı. Buna karşılık,Şara tarafından çıkarılan kararname, Kürt vatandaşları Suriye ulusal kimliğine entegre etmeyi amaçlamakta ve onları Suriye halkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak görmektedir. Kararname, Kürtlerin kültürel ve dil açısından kimliklerini, etnik, dini ve mezhepsel açıdan çeşitlilik gösteren ancak bir olan Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçası olarak değerlendirmektedir.

Haklar açısından, Esad'ın çıkarmış olduğu kararname Kürtlere, Baas rejiminin onlarca yıllık iktidarı boyunca kendilerine tanımadığı vatandaşlık dışında herhangi bir hak tanımamaktaydı. Vatandaşlığın elde edilmesi, Kürtleri Suriye vatandaşlığına sahip Suriyelilerin ezici çoğunluğu ile eşit konuma getirecekti. Ancak, Baas Partisi'nin onlara karşı uyguladığı adaletsiz politikalar nedeniyle, birçok siyasi, anayasal, dini, sosyal ve kültürel haktan fiilen mahrum durumdaydılar. Buna karşılık, yeni kararname Kürtçeyi ulusal dil olarak tanamakta ve Kürtlerin nüfusun önemli bir bölümünü oluşturduğu bölgelerdeki devlet okullarında ve özel okullarda öğretilmesine izin vermektedir. Ayrıca, 1962 yılında Haseke'de yapılan nüfus sayımının sonucunda çıkarılan tüm istisnai yasa ve tedbirleri de yürürlükten kaldırmaktadır.

Yeni kararnamenin anlamı, 21 Mart'ı Ulusal Nevruz Bayramı ilan ederek verilen hakların çok ötesine geçmiştir. Nevruz'un, onu kutlayan halklar için kültürel ve sosyal önemi varken, Kürtler için ise, etnik kimliklerini ifade eden ulusal bir karaktere sahiptir. Kararnamede “ulusal çatışmayı körükleyen herkese” ceza öngören bir maddenin yer alması, Suriye hükûmetinin ülkenin “çok etnikli” bir yapıda olduğunu kabul ettiğinin bir göstergesidir ki bu, Suriye'deki Kürtlerin en büyük siyasi ve anayasal taleplerinden biridir.

Kararname, devlete bağlı medya kurumlarının birleştirici bir ulusal söylem benimsemesi taahhüdünün ötesine geçerek, devlet eğitim kurumlarının da bunu taahhüt etmesini içermektedir. Bu da, bu konunun tüm eğitim müfredatlarına dahil edilmesi anlamına gelmektedir. Ayrıca sivil ve toplumsal barışın tesis edilmesinde atılacak en büyük adımlardan biri olacaktır. 10 Mart anlaşmasından sadece üç gün sonra, 13 Mart 2025'te yayınlanan anayasal bildiri, devletin “çatışma, bölünme, nefret ve şiddete teşvik biçimlerini” önleme taahhüdüyle sınırlı kalırken yeni kararname, “ulusal çatışmayı körükleyen herkesin yürürlükteki yasalara göre cezalandırılacağını” belirtmekte ve devletin özellikle Kürt kimliğine karşı kışkırtmayı önleme kararlılığını göstermektedir. Tüm bunlar, devletin, PKK ve SDG gibi Suriye'deki bağlı gruplarının, Araplara karşı ırkçı söylemlerini tırmandıracaklarını, onları Suriyeli Kürtlerin haklarını ihlal etmekle suçlayacaklarını ve Suriye devletine karşı savaşmak için genel seferberlik çağrısı yapacaklarını beklentisi üzerine gelmiştir. Bununla birlikte, kararname, bu çağrılara verilecek herhangi bir yanıtın PKK ve SDG'ye yöneltilmesini ve genel olarak Suriyeli Kürtlerin bu ırkçı duyguları kışkırtmaktan sorumlu tutulmamasını sağlamayı amaçlamaktadır.

Cumhurbaşkanı Şara tarafından yayınlanan, ulusal ve siyasi birliği yansıtan 2026 tarihli 13 numaralı kararname ile, PKK'nın öz yönetim projesinin sona ermesi ve “Irak Kürdistanı”na benzer bir ‘Rojava’ veya “Suriye Kürdistanı” bölgesi kurulamaması nedeniyle, Suriyeli Kürt siyasi partileri ve Suriyeli Kürt ulusal şahsiyetleri, anayasal bildirge ve başkanlık kararnamesinde yer alan Kürt haklarını ülkenin nihai anayasasının hükümlerine aktarma ve tüm Kürtleri, herhangi bir kota esasına değil, eşit vatandaşlık esasına dayalı olarak yeni Suriye devletinin inşasına samimi bir şekilde katılmaya çağırmaya doğru ilerleme konusunda tarihi bir anla karşı karşıyadır.