SDG ile Suriye Hükûmeti Arasında Artan Gerilim Nereye Doğru Yol Alıyor?
Oca 15, 2026 25

SDG ile Suriye Hükûmeti Arasında Artan Gerilim Nereye Doğru Yol Alıyor?

Font Size

 

Suriye hükûmeti 10 Ocak 2026'da Halep'te kontrolü tamamen sağlamış ve Şeyh Maksut (Cebel es-Seyyide) ve Eşrefiye mahallelerinde Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) varlığına son vermiştir. Bu varlık, 2012 yılında PKK'nin Suriye kolu olan PYD'nin Halk Koruma Birlikleri (YPG) adlı silahlı bir kanat kurmasından bu yana 14 yıl sürmüştür. YPG daha sonraları SDG'nin bel kemiği haline gelmiştir.

Hükûmetin bölgede hakimiyet sağlaması, 6 Ocak 2026'da SDG'nin Suriye ordusuna ait bir askeri karakolu hedef alması, resmi kurumları ve sivil mahalleleri bombalamasıyla başlayan askeri gerginliğin ardından gerçekleşmiştir. Bu durum, Eşrefiye, Beni Zeyd ve Mesakin eş-Şakif mahallelerinde yoğunlaşan çatışmalara yol açmış ve arta kalan SDG'li grupların Şeyh Maksut mahallesinde kuşatılmasıyla sona ermiş ve söz konusu grupların Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmesini öngören bir anlaşmaya varılmasıyla sonuçlanmıştır. Ancak, SDG'nin anlaşmayı uygulamayı reddetmesi ve bu amaçla gönderilen otobüslerin varmasına rağmen geri çekilmemesi nedeniyle süreç akamete uğramış ve Suriye ordusu 9 Ocak akşamı Şeyh Maksut mahallesini tarama amacıyla askeri bir operasyon başlatmıştır.

Suriye hükûmeti, SDG'nin, Fırat'ın doğusuna çekilmesini ön gören 1 Nisan anlaşmasına ve Halep'te güvenlik güçlerini muhafaza etmelerini öngören ve Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara ile SDG komutanı Mazlum Abdi arasında 10 Mart 2025 tarihinde imzalanan anlaşmaya aykırı olarak Halep'te sivil ve hükûmete ait tesisleri hedef alan, çok sayıda sivil ve askeri personelin hayatını kaybetmesine sebep olan üç saldırı dalgası başlatmasının ardından askeri hareketa başlamıştır.

Gerilimin Halep'ten yaklaşık 60 km uzaklıktaki Deyr Hafer ve Meskene cephelerine doğru yayılma olasılığı, Rakka veya Deyrizor gibi Fırat'ın doğusundaki cephelerde askeri operasyonların genişletilme olasılığından daha yüksek görünmektedir. SDG, en son yaşanan gerilimde Suriye hükûmetine daha fazla baskı uygulamak için Fırat'ın batısındaki bu bölgedeki askeri varlığını kullanmaya çalışmıştır. Şeyh Maksut, Eşrefiye ve Beni Zeyd'deki çatışmalar sırasında Halep'teki sivil mahalleleri hedef alarak düzinelerce kamikaze dronu fırlatmıştır. Bu durum, Suriye ordusunun Halep'in mahallelerini temizlemeyi tamamladıktan sonra bu bölgeye doğru ilerlemesine ve SDG'yi tamamen Fırat'ın doğusuna itmek ve Halep şehrine yönelik her türlü tehdidi sona erdirmek amacıyla bir askeri operasyon başlatmasına neden olmuştur.

Halep mahallelerinde bulunan SDG savaşçıları açıkça teslim olmayı ve şehir dışındaki diğer cephelere nakledilmeyi reddetmiş, etnik gerekçelerle uluslararası koruma ve halk seferberliği talebinde bulunmuşlar, ancak başarılı olamamışlardır. Suriye ordusu ve iç güvenlik güçleri, çatışmalarda yerel ve uluslararası yasalara uyma konusunda azami disiplinle hareket etmiştir. Bu da insan hakları ihlallerini ve hataları önlemiş, böylece SDG'nin kamuoyunu kışkırtma yeteneğine darbe vurmuştur. Amerikan tutumu da SDG için hayal kırıklığı olmuş, önce sessizlikle başlamış, ardından daha çok ABD Başkanı Donald Trump ve özel elçisinin hükûmeti desteklediği anlamı çıkarılabilecek olan belirsiz açıklamalar yapılmıştır.

Halep'teki savaşın sonucunun belli olmasından ve hükûmetin, Deyr Hafer'de SDG kontrolündeki bölgelerden gelen tehdidi sona erdirmek için harekete geçmesinin ardından gelen ABD'nin ateşkes çağrısı, hükûmet tarafından Donald Trump'ın ilk döneminde, 2018 ortasında ABD ve Türkiye arasında mutabık kalınan Menbiç yol haritasına atıf olarak yorumlanabilir. Bu yol haritası, SDG'nin Fırat Nehri'nin batısındaki bölgelerden tamamen çekilmesini ve dolayısıyla SDG güçlerinin Deyrizor ve Meskene bölgelerinden Fırat Nehri'nin doğusuna çekilmeden önce herhangi bir ateşkes yapılmasının reddedilmesini içermekteydi.

SDG, hayal kırıklığına rağmen ABD ve diğer ülkelerin Fırat Nehri'nin batısındaki askeri varlığına nasıl tepki vereceğini önceden tahmin etmiş olmalıydı. Bu nedenle, Eşrefiye ve Şeyh Maksut mahallelerinden silahlı unsurların çekilmesini öngören 1 Nisan anlaşmasını imzalamayı kabul etmiş, ancak Suveyda'daki yol haritasına benzer şekilde Fırat'ın doğusunda yeni bir yol haritası oluşturmak için İsrail'in desteğine güvenmiş, 10 Mart ve 1 Nisan anlaşmalarının uygulanmasını ertelemiştir.

SDG'nin hükûmetle askeri çatışmaya doğru ilerlemesi, 1 Nisan anlaşmasının etkilerini sona erdirmesine neden olmuştur. Hükûmeyin Halep ve diğer şehirlere yönelik tehdidi sona erdirmek için Fırat'ın batısı tamamen tahliye edilmeden 10 Mart anlaşması temelinde müzakerelere geri dönmeyi kabul etmesi olası görünmemekteydi. Ayrıca, müzakereler gelecekte yeniden başlaması halinde, SDG'nin devlet aygıtı içinde siyasi ve askeri projesini sürdürmesine izin verecek herhangi bir koşulu kabul etmesi de olası görünmemektedir.

SDG, genel olarak misyonunun Esad rejiminin terörle mücadeleye katılmaması nedeniyle IŞİD ile mücadele uluslararası koalisyonuna katılımıyla sınırlı olduğunu bilmektedir. Esad rejiminin düşüşü ve yeni Suriye hükûmetinin uluslararası koalisyona katılmasıyla, SDG'nin varlığını sürdürmesi için bir bahanesi kalmamıştır. Böylece, SDG'yi destekleyen ülkelerin de bu güçlerin feshedilip dağıtılmasını destekleyeceği ve bu güçlerin hükûmet güçlerine nasıl entegre edileceğine ilişkin kararı Suriye devletine bırakacağı ortaya çıkmıştır. SDG, İsrail dışında hiçbir uluslararası tarafın, kendilerinin siyasi bir projeye dönüşmesini ve özerk bir yönetimin kurulmasını desteklemediğini de bilmektedir.