Halep Savaşının Ardından SDG'nin Muhtemel Stratejisi
Oca 17, 2026 45

Halep Savaşının Ardından SDG'nin Muhtemel Stratejisi

Font Size

Suriye Demokratik Güçleri (SDG),11 Ocak 2026'da Halep içinde hakimiyetleri altındaki bölgelerin kontrolünü tamamen kaybetmiştir. 2012 yılında Esad rejiminin bu mahalleleri, SDG'nin bel kemiği olarak kabul edilen PKK'nın Suriye kolu olan Demokratik Birlik Partisi'nin (PYD) silahlı kanadı olan Halk Savunma Birlikleri'ne (YPG) devretmesiyle başlayan 14 yıllık varlıklarının ardından, Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahallelerindeki hakimiyetleri son bulmuştur.

SDG, Amerikan yönetiminin Suriye hükûmetinin Eşrefiye ve Şeyh Maksud mahalleleri üzerindeki kontrolünü genişletmesini destekleyen tutumunun ortaya çıkmasıyla, Halep şehrinden tamamen çekilmeyi kabul etmek zorunda kalmıştır. Bu, 1 Nisan 2025 tarihinde varılan anlaşmanın geçersiz hale geldiği ve sadece Suriye hükûmeti ile SDG arasında 10 Mart 2025 tarihinde imzalanan anlaşmanın yürürlükte kaldığı anlamına gelmekteydi. ABD'nin, Halep'te olduğu gibi, iki taraf arasında askeri bir çatışma olması durumunda Suriye hükûmetini destekleyen tutumunu yineleyeceği tahmin edilmektedir. Bu yüzden, SDG'nin Fırat'ın kuzeydoğusundaki bölgelerde askeri çatışmayı tercih etmeyeceği tahmin edilmektedir. Halep şehrinden çekilmesinden sonra, 2018 Münbiç Yol Haritası ve 2019 Rus-Türk anlaşmalarına göre ABD-Türk anlaşmalarına dayanarak Fırat'ın batısı ve güneyindeki tüm bölgelerden çekilmeye devam etmesi beklenmektedir.

SDG'nin, uluslararası koalisyonun IŞİD ile mücadeleye odaklanmasına yönelik düşük risk oluşturmasına rağmen uluslararası destekten yoksun olduğu kanıtlanmış doğrudan askeri çatışmalar dışında yeni bir stratejiye başvuracağı tahmin edilmektedir. Peki ya 10 Ocak 2026'da SDG'nin Halep'ten çekilmesiyle eş zamanlı olarak gerçekleştirilen son operasyonda da yaşandığı üzere örgütün hâlâ yayılmaya devam ettiği ve uluslararası koalisyonun mücadele etmeye devam ettiği ülkenin doğu bölgeleri ne olacak? SDG'nin Halep'teki yenilgisinin ardından öngörülen stratejisi aşağıdaki adımları içermektedir:

 Uluslararası topluma olumlu görüntü vermek için 10 Mart 2025 anlaşmasının uygulanmasına ilişkin müzakereleri sürdürürken, Suriye devletinin Fırat'ın doğusundaki bölgelere girmesini engellemek, operasyonlarını ve unsurlarını finanse etmeye devam etmek üzere petrol ve gaz sahalarının devrini engellemek, Suriye topraklarına silah ve savaşçı getirmeye ve bu sınır geçişlerinden petrol kaçakçılığı yapmaya devam etmek üzere sınır geçişlerinin devrini engellemek için uygulamayı ertelemeye devam etmekte, yeni engeller ve koşullar getirmektedir.

Askeri ve sivil tesislere insansız hava saldırıları düzenlemek ve ardından sorumluluğu IŞİD'e veya IŞİD içindeki disiplinsiz veya örgütten ayrılmış unsurlara yükleyerek inkar etmek gibi bir sabotaj stratejisine geçmiş ve Halep'teki valilik binasına saldırarak bunu uygulamaya çoktan başlamıştır. Şam ve Halep gibi sivil havaalanları da hava trafiğini felce uğratılması ve Suriye hava sahasındaki seyrüseferin tehdit edilmesi amacıyla hedef alınabilecektir. Diğer muhtemel sabotaj eylemleri arasında intihar saldırılarının gerçekleştirilmesi, sivillerin yoğun olduğu bölgelere patlayıcı ve bombalı araç yerleştirilmesiyle halkın terörize edilmesi, elektrik ve petrol gibi enerji santrallerini ve iletim hatlarının, su tedarik istasyonlarının ve boru hatlarının sabote edilmesi, diğer tesislerin sabote edilmesi, ekonomiye zarar verilmesi, temel hizmetlerin sunumunda kriz yaratılması, hükûmete karşı hoşnutsuzluk oluşturulması ve hükûmeti güvenliği sağlayamayan, ekonomik ve yaşam koşullarını iyileştiremeyen bir kurum olarak göstermek amacıyla gerçekleştirilen eylemler bulunmaktadır.

 Diğer muhtemel eylemler arasında IŞİD üyelerini barındıran hapishaneler ve ailelerini barındıran kamplardaki denetimin gevşetilmesi, bu kişilerin kaçarak örgütün Suriye çölündeki gruplara katılmalarına izin verilmesi ve SDG'nin Suriye ordusunun tehditlerine karşı kendini savunmakla meşgul olduğu bahanesiyle hükûmetin bundan sorumlu tutulması,

 Suveyda'daki Al-Hicri milisleri ve kıyı şeridindeki Esad rejiminin kalıntılarının birleştirilmesi sayılabilir. Halep savaşından sonra, bu üç taraf, hükûmetle doğrudan askeri çatışmaya devam etmeleri halinde uluslararası destek alamayacaklarını fark etmiş ve bu nedenle sabotaj eylemlerine başvurmuşlardır.

Buna karşılık, Suriye hükûmetinin ABD'den IŞİD ile mücadele konusunda SDG'ye sağladığı tüm ağır silahları geri çekmesi ve SDG'nin insansız hava araçlarını kullanmasını önlemek için Suriye hava sahasının izlenmesi konusunda yardım talep etmesi beklenmektedir. Ayrıca hükûmetin, Halep, Rakka ve Deyrizor illerinde Fırat Nehri'nin batısı ve güneyindeki tüm bölgeleri, Halep operasyonuna benzer operasyonlarla SDG varlığından arındırma girişiminde bulunması ve Fırat Nehri'ni doğal bir bariyer haline getirerek, sabotajcıların Suriye'ye sızmasını önlemek için nehir geçişleri üzerinde sıkı kontrol uygulaması beklenmektedir.

Sonuç olarak SDG, gerçekte şiddete inanan Marksist ideolojiye sahip PKK ve Türkiye'ye karşı on yıllardır sürdürdüğü silahlı mücadelenin, Suriye topraklarının bir kısmını ayırarak kuzeydoğu Suriye'de kendi Kürt federasyonunu kurma yönündeki ayrılıkçı siyasi projesinin başarısızlığının ardından, Türkiye'den ziyade Suriye'yi, yıllardır süren savaşın ardından Suriye hükûmetinin zayıflığından yararlanarak yıkıcı operasyonlarının sahnesi haline getirecektir. Bu durum, hükûmetin SDG'nin bir sonraki hamlelerine karşı önleyici bir strateji geliştirmesini gerektirmektedir.